18.02.09. bu adam, derin korkuları iyi resmediyor.

yorumlar (0)

26 temmuz cumartesi. Christopher Nolan'ın 'Dark Knight' ı üzerine yazdığım eleştirel bir yazı:

İlk başta filmin türkçe ismi 'kara şovalye'den çok 'karanlık şovalye' olması gerekiyor. Batman'in kendi içindeki sınırları zorlamasını ve kendi sınırlarını zorladığı zaman farkına vardığı karanlık yönünü daha iyi açıklayabilirdi 'karanlık şovalye' ismi. 'Kara' kelimesi o kadar derinlemesine anlam ifade etmiyor Batman ve Bruce Wayne için. Dark Knight filminde, Batman karakterinde farkettiğim en büyük değişim şudur; Batman için doğru olan şey, bazen Bruce Wayne için doğru olmayabiliyor. Christopher Nolan, daha önceki filmlerinde(memento, batman begins, prestige) olduğu gibi, filmdeki her karakteri detaylı bir şekilde irdelememizi sağlıyor. Bu filmdeki Joker karakteri, eski Batman filmlerindeki deli-romantik ve sanatçı ruhlu elinde fırçayla gezip herkese şakalar yapan, nazik Joker karakterinden daha farklı olarak ilk defa, çok sert, acımasız, psikopat katil ve kötülüğün saf boyutlarına ulaşan bir joker karakterine bürünmüş ve bu kesinlikle gerçeğe daha yakın bir joker tiplemesi olmuş. neye göre ve kime göre, Jack Nicholson'a göre mi daha gerçeğe yakın olmuş onu bilemeyiz tabi ama böyle bir Joker daha 'çekici' olmuş (sen hiç ay ışığında şeytanla raks ettin mi? diye soran Joker' de kötü değil tabi ki). Heath Ledger, Jokeri karikatürize edecek hiç birşey yapmamış ve daha da ötesi punk, nihilist ve anarşik bir ruh katmış. Joker karakterinin bu kadar ön plana çıkmasında yönetmenin payının çok büyük olduğunu düşünüyorum. Joker'i sürekli arkadan çekmeye özen göstermiş ve arkadan jokere baktığımızda, geniş omuzlu, yamuk ve hafif kambur duran üzerinde siyah paltosu, uzun ve dağınık saçlı birini görüyoruz. bunu yapmasının sebebinin de Joker'in ne kadar kaotik ruhlu biri olduğunu bize göstermek için olduğunu düşünüyorum.  Bir hoş sürpriz de, Batman'in ileride en büyük düşmanlarından biri olacak olan 'Birinin' de nasıl oluştuğunu öğrenmiş olmamız. Ayrıca Batman'in düşmanlarının hepsinin aslında kendilerine göre haklı sebeplerinin olması da filmi çekici kılan unsurlardan biri. İzlediğim, filmin ana kahramanının, süper kahraman olmadığı tek çizgi roman uyarlaması bu film. Film çizgi roman uyarlaması olmasına rağmen gerçeğe o kadar yakın olmuş ki, bir sahnede Batman düşmanının birinin silahının ucunu büküyor ve dikkatli bakınca silahı elleri ile değil, ellerinin altında çıkan bir makine ile büküyor. bu tip gerçekliğe yakın süper kahraman sahnelerinin olması filme daha çok çekiyor insanı. Bütün süper kahraman hikayelerinde olan(Superman'in dünyanın dönüş yönünü değiştirmesi, Spiderman'in kolundan ağ fırlatması gibi) gerçeküstü olaylar Batman'in bu filminde yok. Bütün herşey gerçekçi, mekanik ve tamamen Wayne Corp.'ın ar-ge grubu tarafından üretiliyor. Gotham şehri de, Tim Burton'ın eski Batman'lerdeki gibi gotik değil, gayet modern ve gerçekçi bir metropol olarak çıkıyor karşımıza. Olması gereken de bu zaten. Filmin filtrelemesi çok hoş, soğuk - hafif gri ve gizemli bir hava katıyor filme. Genelde aynı isimli, farklı senaryolu, seri filmlerde ilk filmler daha güzel olur fakat Batman' de son iki film olan 'Batman Begins' ve 'Dark Knight'  Batman serisinin en güzel iki filmi olmuş hem de ilk filmi üstatların üstadı dahi adam Tim Burton'ın çekmesine rağmen. Demek ki Christopher Nolan bu işi kapmış. Bu adamın hiç kötü bir filmi olduğunu hatırlamıyorum zaten. Batman karakterine en çok yakışan da fiziği, asil duruşu ve sert mimikleriyle Christian Bale olmuş. Film ile ilgili en üzücü şey ise Christopher Nolan'ın çekeceği üçüncü batman filmi için üç sene beklememiz gerektiğidir. Bu film bir önceki film olan 'Batman Begins' gibi bir başlangıç filmi. Bazı karakterlerin nasıl şekillendiğini, acılar içinde delirdiklerini gösteriyor bize çaktırmadan. Filmde bolca metafor var. Gordon karakterini oynayan Gary Oldman her zaman ki gibi muhteşem bir iş çıkarmış. Bu adama dedektiflik çok yakışıyor. Son olarak Alfred'in dediği gibi "Bazı insanlar anlaşılamaz. Bazı insanlar bir şeyi zevk için veya intikam için değil sadece seyretmek için yıkarlar". Joker gibi kaotik bir nihilisti özetleyen en güzel cümle de budur herhalde.

yorumlar (3)

21 temmuz ikibinsekiz. taksiciler hız yapan birer zombi gibi gezip duruyorlar çevremde.. gece onikiden sonra nereye baksan sarı renkli zombiler, zinirlendiriyorlar adamı.. ve en kibar ifadeyle kırkiki(42) plakaların tümünün tekrar ehliyet sınavından geçmesi gerekiyor.

türkiyede sadece iki plak şirketi var leziz işler yapan.. biri piccatura, diğeri ise doublemoon.. ve birazda kalan müzik.. iyi işler yapan müzisyenlerin bütünü buradan çıkarıyor albümlerini.. piccatura'nın iki sahibinden biri pinhani grubunun vokalistinin babasıdır, diğeri ise daha sonradan alanyaya yerleşip satürn müzik dükkanını açacak olan abdullah adından bir adamdır. doublemoon ise türkiyenin en iyi bağımsız plak şirketidir. oryantalist müzikleri bünyesinde bulunduruyor. doublemoon etiketli bir albüm görürseniz alın, pişman olmazsınız..(evet, komisyon alıyorum.)

piccatura: bülent ortaçgil, fikret kızılok, bulutsuzluk özlemi, düş sokağı sakinleri, pinhani.

kalan: akın eldes, baki duyarlar, ismail hakkı demircioğlu, erkan oğur, münir nurettin selçuk, yansımalar, volkan öktem.

doublemoon: mercan dede, baba zula, orient expressions, ilhan erşahin, wax poetic, replikas, brooklyn funk essentials, istanbul blues kumpanyası

çok önemli bir not: bu yazı istanbul blues kumpanyasının "kurbağalı bodrum" şarkısı eşliğinde yazılmıştır, okunurkende aynı şarkının dinlenilmesi gerekmektedir.

yorumlar (0)

27 mayis salı. eskiden yazılmış bir kaç 'denenmesedahaiyiolur' şiir denemesi;

dün gece domates yiyemedim kansızım..                          vizeler bitti..                                                                                                  alanyada herşey aynı..
rüyamda attım goller ilhan mansızım..                              ruhsal olarak kaldı kafam kitli.                                                                        bahar geldi yiyemiyoruz karnı-yarığı..
buralarda tek başıma kaldım bahtsızım..                           bugün zaten istanbula döncem trenle yine bana dicekler bitli..                     jarmusch filmleri yolda geçer gayrı..
iddaya girerim ben senden daha patavatsızım..               aman ii olmuş alanya tatili ciddi...                                                                 kitap hakkında bir kaç sözüm var ayrı..
 

yorumlar (0)

geri kalmış toplumlarda bile delilere saygı duyulur. bu da onlardan biri. www.leisuretown.com/

yorumlar (0)